Kırgızistan Seyahat Rehberi [Issık-Göl Bölgesi]


Derler ki, Issık göl adında güzelliği dillere destan bir kız varmış. Güzelliği dillere destan bir kız olur da talibi olmaz mı? Elbette talipleri de varmış. Taliplerinden birinin adı: “Ulan” iken; diğerinin adı: “San Taş” imiş. Kız bu iki genci de eşit derecede sevmiş ve ikisi arasında seçim yapamamış. Bu yüzden de kederini gözyaşı olarak akıtmış. Bu gözyaşları da akıp bugünkü Issık Göl’ü oluşturmuş.
İşte, dünyanın en büyük 2. dağ gölü ve Kırgızistan’ın turizm merkezi olan Issık Göl’ün böyle bir efsanesi var Kırgız edebiyatında. Ne ilginçtir ki, göl uzaydan da göze benzemektedir bu göl. Bu yüzden de Rus astronot Aleksey Leonov (Uzayda yürüyen ilk insan) tarafından göl: “yeryüzünün gözü” olarak adlandırılmış.


Kırgızların yıllarca ıyık (kutsal) olarak gördüğü için girmeye dahi çekindiği bu gölün hemen altında önceden bu bölgede yaşamış olan topluma dair kalıntılar yer almakta. Bu kalıntılardan arasında bir kilise de yer almakta ki, bu kilisenin bir bölümünde: Hz. İsa’nın havarilerinden biri olan ve Matta İncil’ini yazan Aziz Matthew’un mezarı olduğu rivayet edilmekte.

Bugün Kırgızistan turizminin başkenti ve şairlerin, yazarların esin kaynağı olan Issık Göl ve Issık Göl Bölgesi, yerli ve yabancı birçok turistin ilgisini çektiği gibi çeşitli efsanelere de ev sahipliği yapmakta.Hadi gelin hep birlikte efsaneleri ve hikayeleriyle ilgi uyandıran Issık Göl Bölgesi'ni birlikte gezelim!

BALIKÇI


Issık Göl Bölgesi sınırlarından içeriye girdiğinizde sizi ilk olarak Balıkçı şehri karşılıyor. Adını bu bölgedeki balığın bolluğundan ve balıkçılıkla uğraşan halktan alan şehir, Kırgızistan'da lezzetli bir balık yemek isterseniz uğramanız gereken yerler arasında olmalı. Ayrıca, dilerseniz yol üzerinde yer alan balık standlarından kurutulmuş balık satın alarak kendiniz de birbirinden harika balık yemekleri hazırlayabilirsiniz.

TOÑ BÖLGESİ - SKAZKA KANYONU ve TAMGA TAŞLAR


Issık Göl'ün Toñ vilayetindeki Tosor ve Tamga sınırları arasında yer alan Skazka (Peri Masalı) Kanyonu görülmeye değer yerler arasında. Yer yer gökkuşağını andıran renkli tepeciklerleriyle sizi kendine çeken kanyonun ilgi çekici bir diğer özelliği ise; oluşumların bazen bir ejderhaya, bazen bir file benzemesi. Ayrıca kanyonu ortadan ikiye bölen doğal oluşum da, Çin Seddi'ne benzemesiyle dikkat çekiyor.

TAMGA TAŞLAR


Issık Göl'ün Tamga ilçesinde bulunan Tamga (Harf) Taşlar, bugün yerli ve yabancı birçok turistin ilgisini çekmekte. Bu taşları ilgi haline getiren ise: Tibet harleriyle üzerilerine Buda'nın öğütlerinden bazılarının kazınmış olması. Belirli dönemlerde budistlerin de ziyaret edip ayin düzenlediği bu bölgede yapılan kazı çalışmaları neticesinde birde Buda'nın bağdaş kurmuş bacaklarına dair kalıntılar bulunmuş.

CETİ ÖGÜZ - CETİ ÖGÜZ DAĞLARI ve CARILGAN CÜRÖK


Bulutların ulaşmak için birbiriyle yarışa girdiği Ceti-Ögüz dağları bugün Issık Göl'ün sessiz sakin ilçelerinden biri olan Ceti-Ögüz'de yer almakta. Halk arasında çeşitli efsanelerle anlatılan dağın şöyle de üzücü bir hikayesi var. Rivayete göre; bir kadının iki küçük çocuğu ve yedi tane de öküzü vardır. Bu kadın o kadar paraya düşkündür ki, ineklerini şu anki dağın bulunduğu yere getirip şişmanlamaları için otlatır. Hayvanlar günden güne şişmanlar ve kadın da günden güne bunu görüp sevinir. Birgün kadın çocuklarını bu tarlada ineklerle bırakır ve başka ufak tefek işlerini halletmek için uzaklaşır. Geri döndüğünde ise çocuklarının cansız bedeniyle karşılaşır. Kadın hemen durumu anlar. Meğer öküzler, kadının çocuklarını ezerek öldürmüştür. Bunun üzerine kadın feryatlar ederek ellerini yere (toprağa) vurmaya başlar ve şöyle der: "Evletlarım öldükten sonra ben ne eyleyeyim bu besili öküzleri? Evlatlarımı öldüren bu öküzler taş olsun." Bunun üzerine bu öküzler taş olur. Günümüzdeki bu dağlar aslında o besili öküzlermiş.


Bugün Ceti-Ögüz dağlarının hemen yanında bir dağ daha yer almakta. Bu dağın adı ise; "Carılgan Cürök (Yarılmış Yürek)". Diğer bir adı ise; "Apanın Cürögü (Annenin Kalbi)". Gerçektende bu dağa baktığınızda bir kalbi andırdığını ve iki parçaya bölünmüş olduğunu görebilirsiniz.  Hatta dış yüzeyi de damarları anımsatmakta. Bu yüzden halk, bu dağı çocuklarını kaybeden annenin yüreği oldarak lanse etmekte.

KARAKOL - FARKLI DİNLERİN BULUŞMA YERİ

 

Buraya göçüp gelen ilk insanların (Türklerin) toprağa ellerini sürdüklerinde ellerinin kararması sonucu Karakol olarak adlandırdıkları bu bölge bugün çeşitli din gruplarına ev sahipliği yapmakta. Gelin birlikte bu bölgedeki turistik yapılara göz atalım.

KUTSAL ÜÇLÜ RUS ORTODOKS KATEDRALİ


Kırgızistan'ın Issık Göl  Bölgesi'ndeki Karakol şehrinde yer alan Kutsal Üçlü (Karakol) Rus Ortodoks Katedrali 1895'den beri bu şehrin önemli simgelerinden biri haline gelmiş. Tamamen ahşap yapıdan oluşan bu Rus Ortodoks Katedralini Sovyetler zamanında devlet büyüklerinin de buluşma yeriymiş aynı zamanda.


Bu arada katedralle ilgili ilginç bir anım da oldu. Katedrale uğradığım sırada ayin vardı ve ayin bitiminde herkes içeride yer alan ağacın dallarından keserek yanına alıyordu. Yaşlı bir hanım da yanıma gelerek daha önce kesmiş olduğu ağaç dalını bana uzattı ve "Bu ağacın sana şans getireceğini inanıyorum. Normalde bu ağaçtan bir dal alanlar bunu dışarıya çıktıklarında atıyorlar ama, siz atmayın bu çok kutsal bir ağaç"- dedi. Bende bu bayanın sözünü dinledim ve o zamandan beri dalı defterimin arasında taşıyorum. Aynı zamanda bu dalın her bir yaprağını sıkıntı anında kullanabilirmişiz. Sanırım yakmak gerek ama bilmiyorum. Ben sadece defterimin arasında bulunduracağım sanırım.

DUNGAN CAMİ (HACI İBRAHİM CAMİ)


Kutsal Ruh Katedrali'nden sadece 10 dakikalık yürüme mesafesinde olan Dungan Cami, 1904 yılında Hacı İbrahim adlı birinin girişimleri ve finansal desteği sayesinde Pekin'den getirilen usta mimar Ju-Si'nin öncülüğünde inşa edilmeye başlanmış. Caminin inşa edilmesinde sadece 20 usta çalışmış ve inşa edilmesi 3 yıl sürmüş. Caminin en büyük özelliği ise; tek bir çivi bile kullanılmamış olması. Toplam 42 ahşap sütunun desteğiyle ayakta duran caminin birden fazla katmanlı çatı süslerinde armut, üzüm, erik gibi çeşitli meyveler yer almakta.


1929 yılından 1947 yılına kadar olan süreçte Sovyetler Birliği tarafından depo olarak kullanılan bu cami 1947 yılında tekrar açılmış ve günümüze kadar cami olarak hizmet vermeye devam etmiş. Bu arada cami aynı zamanda tarihi bir yapı olarak görüldüğü için çeşitli ülkelerden gelen turistlerin de ilgisini çekmekte. Hatta camide çalışanlar Türkçe, Arapça, İngilizce, Rusça ve Kırgızca olarak caminin tarihini size anlatmakta. Günümüzde bu cami, en büyük destekçisi olan Hacı İbrahim'in adını taşısa da, Dunganlılar (Çin kökenli Müslümanlar) tarafından inşa edildiği için halk tarafından Dungan Cami olarak adlandırılmakta.

AK SUU - SICAK SU KAPLICALARI ve DOĞANIN MUHTEŞEM ZAFERİ


Issık Göl Bölgesi'nin Ak-Suu ilçesinde yer alan sıcak su kaplıcaları bölgeye gelen turistlerin ilgisini çekmeyi başarıyor. Doğayla iç içe, dağların arasında olan kaplıcaların bir diğer özelliği ise çeşitli hastalıklara deva olaması.

Ak-Suu ilçesindeki bir başka ilgi uyandıran turistik mekan ise: "Mertsbaher Gölü". Bu göl yıl içerisinde sularını çekiyor ve sadece Ağustos, Eylül aylarında tamamen doluyor. Gölün sadece bu iki ayda dolu olmasının sebebi ise; Eylül ve Ağustos aylarında havanın aşırı sıcak olması ve bundan dolayı dağlardaki karların eriyip gölü doldurması.

TÜP BÖLGESİ -SANTAŞ (TİMUR'UN TAŞLARI)


Issık Göl Bölgesi'nin Tüp şehrindeki Santaş köyünde yer alan San (Sayı) Taş ya da Timur'un Taşları, uzaktan bir taş yığını olarak görülüp ilgi gösterilmese de, kendi içinde oldukça derin anlam taşıyor.
Rivayete göre; Timur, savaşa giderken bu yol üzerinde durur ve askerlerinden her birinin bir taş alıp bu taş yığınının hemen yanında yer alan çukur alana koymasını ister. Askerleri bu duruma şaşırsa da denileni yapar. Daha sonra, savaş bitip de Timur askerleriyle birlikte gerisin geri bu yoldan dönerken, askerlerine bu sefer daha önceden taşları yığdıkları yerden alarak şu anda taşların bulundukları alana koymalarını ister. Askerler bu duruma yine şaşırsa da denileni yapar. Herkes bir taş alıp söylenilen alana koyar ama geride yine biraz taş kalmıştır. Timur sinirlenmesin diye askerler o taşları da kaldırmak ister ama taşlar ne kadar küçük olsa da yerinden oynamaz. Askerler bu duruma çok şaşırıp Timur'a haber verir. Alana gelen Timur ise gayet sakin bir şekilde taşlara bakarak: "Demek benim savaşta bu kadar askerim şehit düştü" -diyerek savaşta kaybettiği askerlerinin sayısını öğrenmiş olur.

DİKKAT! Bu alana ulaşmak oldukça zor ve meşakatli. Yol oldukça bozuk ve uzun. Herhangi bir nagivasyon cihazında yeri tam olarak belirtilmiş değil. Bu yüzden buraya gerçekleştireceğiniz seyahatte dikkati elden bırakmamanızı ve planınızı ona göre yapmanızı tavsiye ederim.

KIRÇIN YAYLASI ve DÜNYA GÖÇEBE OYUNLARI


Issık Göl Bölgesi'ndeki Kırçın Yaylası'nda düzenlenen Dünya Göçebe Oyunları, iki yılda bir çeşitli etkinliklere ev sahipliği yapıyor. Çeşitli ülkelerden gelen sporcuların katılımıyla gerçekleşen oyunlarda; sporculara başarılarına göre altın, gümüş ve bronz madalya takdim edilirken oynanan oyunlarla da izleyecilere eğlenceli dakikalar sunuluyor. Ayrıca alanda Kırgız kültür ve medeniyetine dair çeşitli etkinlikler de düzenlenmekte. Bu arada bu yıl (2018) üçüncüsü düzenlenecek olan Dünya Göçebe oyunları 2-8 Eylül arasında gerçekleşecek. Seyahat planınızı ona göre ayarlayabilirsiniz.

ÇOLPON ATA - TARİHE DOKUNUN!


Bir zamanlar zengin bir toprak ağasına çobanlık yapan yaşlı bir adam varmış. Adamın yaşı geçmesine rağmen hiç çocuğu olmamış. Buna üzülen adam ve karısı gökyüzüne bakarak Allah'tan kendilerine Çolpon (Çoban, Venüs) Yıldızı kadar güzel bir evlat vermesi için yalvarmışlar. Bundan kısa bir süre sonra kadın hamile kalmış ve bir kız bebek dünyaya getirmiş. Çoban, kızına Çolpon adını vermiş. Kız yavaş yavaş büyümeye ve güzelleşmeye başlamış. Bununla birlikte adamın eşi de yaşlanıp vefat etmiş. Bu arada kızın güzelliği de çobanın çalıştığı toprak ağasının kulağına kadar gitmiş ve ağa, çobana adamlarını gönderip kızıyla evlenmek istediğini belirtmiş. Çoban, kızının kendisi gibi yoksulluk çekmemesini istediği için teklifi kabul etmiş. Toprak ağasıyla evlenmek istemeyen Çolpon, babasını ne kadar vazgeçirmeye çalışsa da başaramamış. Bunun üzerine kız, babasına doğduğu topraklarla vedalaşmak istediğini belirterek izin almış ve dağa doğru yürümeye başlamış. Burada derdini haykırarak kendini dağdan aşağıya bırakmış. Dağdan aşağıya düşen kız taşa dönüşmüş. Akşama kadar evinin yanında kızını bekleyen çoban ise; kızı eve dönmeyince çareyi dağa tırmanmakta bulmuş ve orada kızının taşa dönüşmüş bedeniyle karşılaşmış. Kızının taşa dönüşmüş bedeninin yanında çöküp ağlayan adam da, eşinin ve kızının ölümünün ardından daha fazla yaşayamayacağını düşünerek kendini dağdan aşağıya bırakmış. Ardından o da aynı kızı gibi bir taşa dönüşmüş. Bugün şehrin yukarı kısımlarında yer alan dağları halk Çolpon ve babasına benzetmekte ve buraya o yüzden Çolpon-Ata (Çolpon ve Babası) demekte.
  
RUH ORDO AÇIK HAVA MÜZESİ


Issık Göl Bölgesi'nin Çolpon-Ata şehrinde yer alan Ruh-Ordo Açık Hava Müzesi, Kırgızistan'ın incisi olarak kabul edilen Issık Göl'ün de hemen yanında yer alıyor. Müzeyi diğer müzelerden ayıran ise sadece Kırgız tarihine, kültürüne değil; dünya tarihine, kültürüne dair izleri de içinde barındırması. Sözlük anlamı: "Ruhların yeri" olan müzenin içinde iki önemli devlet adamının da heykeli yer almakta. Bunlardan biri: Kazakistan'ın devlet lideri Nursultan Nazarbaev iken; bir diğeri: Ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk. Müzenin içinde ayrıca Türk destanlarına ve Cengiz Aytmatov'un eserlerinde yer alan karakterlere dair heykeller de yer almakta. Hatta öyle ki, müzede Kırgız yazar Cengiz Aytmatov'un birde müzesi yer almakta.


Bu arada müzenin bir diğer güzel yanı da, Kırgızistan'da yer alan çeşitli din gruplarının bu topraklar üzerinde nasıl uyum içinde yaşadığını göstermesi. Müzede beş dini temsil eden (Budizm, Ortodoksluk, Hristiyanlık, Yahudilik, Müslümanlık) beş şapel yer almakta ama aslında daha fazla dine ait kültürel obje bu müzede ziyaretçilere sunulmakta. Bununla birlikte müzede: Kırgız geleneksel çadırı, geleneksel giysiler, resimler, müzik aletleri, önemli filazofların ve yunan tanrıçalarının heykelleri de yer almakta. Issık göl bölgesine gelirseniz bu müzeye uğramanızı şiddetle tavsiye ederim.

ÇOLPON- ATA TARİH, KÜLTÜR, MEDENİYET MÜZESİ


Kırgız tarihine dair belki de en güzel örnekleri bulabileceğiniz bir müze Çolpon-Ata Tarih, Kültür, Medeniyet Müzesi. Müzede geleneksel Kırgız kıyafetleri, baş giyimleri, takıları, eski kap kacak kalıntıları, müzik aletleri ve Kırgız tarihine dair önemli belgeler yer almakta.

PETROGLİF AÇIK HAVA MÜZESİ (SAYMALI TAŞ)


Kırgızistan'ın Çolpon-Ata şehrinde yer alan Petroglif Açık Hava Müzesi, Türk göçmen tarihine dair önemli izler taşıyor. Bu müzede yer alan 4000'in üzerindeki taşlardan bazılarına atlı adam, keçi, geyik, dağ, güneş gibi şekiller çizilmiş. Bu çizimlerden bazıları da maalesef bakımsızlıktan dolayı yok olmuş durumda. Bu arada müzeye yaptığım ziyaret sırasında ilginç bir manzarayla da karşılaştım. Üzerinde keçi tasviri bulunan bir petroglifin hemen üstünde aynı çizimdekine benzer bir keçi duruyordu ve kayanın etrafını da tekeler çevirmişti. Gerçekten ilginç bir manzaraydı. Eğer şanslıysanız sizde böyle bir manzaraya şahit olabilirsiniz.

Yazının Tamamını İnceleyin...

Kırgızistan Seyahat Rehberi [Çüy Bölgesi]


Türklerin Ata Mekân olarak adlandırdığı, dağların dört bucağını sarıp sarmaladığı, yeşilin her tonunu görüp, atalarınızın fısıltılarını yanınızdan geçen rüzgârın uğultusunda bulabileceğiniz bir yer düşünün. Sizce dünya üzerinde böyle bir yer var mıdır? Sizin yerinize ben cevap vereyim isterseniz! –Evet, 21. yüzyılın modernliğine, aldatıcılığına rağmen hem doğasını hem kültürünü koruyan bir yer var aslında. Adı da: “Kırgızistan”.
31 Ağustos 1991 yılında bağımsızlığını kazanarak yedi bağımsız Türk devletinden biri olma özelliği taşıyan Kırgızistan bugün bile Sovyet Rusya’nın izlerini taşımakta. Bu etkileri gerek dilde, gerek mimaride, gerekse günlük yaşamın içinde görmek mümkün. Bununla birlikte kendi geleneklerini sürdürmeye devam edip göçmen yaşamını korumaya devam eden güler yüzlü, yardımsever Kırgızları, doğasıyla sizi büyüleyen mekânları, dağları da görmemeniz içten bile değil.
Bu yazımızda başkent Bişkek’in de içinde bulunduğu Çüy Bölgesi’ni birlikte gezeceğiz.

BİŞKEK - KIRGIZİSTAN'IN KALBİ


Sovyet Kırgızistan'ının başkenti olan “Bişkek”, daha sonra “Pişpek” ve Lenin'in de en yakın arkadaşı olan Bolşevik askerlerinin önderi Mihail Frunze’nin zaferleri neticesinde “Frunze” olarak adlandırılmış. 1991 yılında bağımsızlığını kazanan Kırgızistan şehire yeniden “Bişkek” adını vererek burayı başkent olarak kullanmaya devam etmiş.
Bişkek adı hakkında da çeşitli savlar bulunmakta. Bunlardan ilki Kırgız tarihinde “Bişkek” adında bir kahramanın, liderin yer alması ve Bişkek adının buradan geldiğine inanılması. Diğer bir sav ise; Kımız’ı kıvamına getirmek için kullanılan, artı şeklinde (+) uca sahip uzun demir çubuğun adının Bişkek olması ve Kırgız halkının da vazgeçilmezlerinden olan bu içeceği kıvama getirmek için kullanılan çubuğun da aynı şekilde önemli olmasından dolayı şehre Bişkek adının verilmiş olması.
Bugün Sovyet etkisini yaygın bir şekilde görebileceğiniz Bişkek’e gelin birlikte göz atalım!

 ALA-TOO MEYDANI ve TARİH MÜZESİ


Bişkek’in kalbinde yer alan Ala-Too Meydanı her yıl çeşitli etkinliklere ev sahipliği yapmakla birlikte Kırgızlar için de önemli bir yer aynı zamanda. Bağımsızlılıklarını kazanan Kırgızlar, ilk olarak bu meydanda yer alan Lenin heykelini kaldırarak yerine bağımsızlılıklarını simgeleyen bir melek heykelini koymuşlar ve daha sonra bu heykeli de kaldırarak yerine kendileri için önemli olduğu kadar Türk dünyası için de önemli olan bir kahramanın, Manas’ın heykelini koymuşlar. Bağımsızlık yolunda atılan ilk adımlardan biri olduğu için bu meydan “Bağımsızlık Meydanı” olarak da adlandırılmış bir zamanlar.
Akşamları ayrı bir güzelliği olan Ala-Too Meydanı’nda ayrıca Kırgız tarihine dair pek çok eserin bulunduğu bir müze ve iki askerin belli saatlerde nöbet tuttuğu bayrak direğini de görmeniz mümkün.


Ak-Üy (Beyaz Ev) olarak adlandırılan parlamento binası bugün Ala-Too Meydanı'nın hemen yanında yer almakta. Tarih boyunca çeşitli siyasi olaylara şahit olan bu eski bina, bugün bile insanların kolaylıkla yanından geçebileceği alalade bir mekan adeta. Bu bile devletin halkına olan güvenini temsil etmez mi sizce?!

OŞ PAZARI


Bişkek'e adım attığınızda aklınıza gelen ve size gerekli olan hemen hemen herşeyi kolaylıkla bulabileceğiniz bir pazar: "Oş Pazarı". Öyle ki, Orta Asya'nın en büyük pazarı olan ve yine Bişkek'te bulunan "Dordoy Pazarı"nı geride bırakmış. Satıcıların güler yüzlülüğüyle karşılaşacağınız Oş Pazarı'nda ayrıca hediyelik eşyaları ve geleneksel kıyafetleri de uygun fiyatlarla bulabilirsiniz. Bu arada satıcılar pazarlığa da her zaman açık.

SÖNMEYEN ATEŞ


2. Dünya Savaşına ithafen yapılan bu yapı bugün bile başta yeni evlenen çiftler olmak üzere birçok kişinin uğrak yeri arasında. Geleneksel Kırgız göçmen çadırları olan boz-üylere benzer şekilde inşa edilen bu yapı aynı zamanda Kırgızların birlikteliğini de temsil ediyor.
Şöyle ki, Kırgız inanışlarına göre boz-üyün çatısı olan Tündük asla yere düşmemelidir ve bunun için de birlikte çalışmak çok önemlidir. Bu yapıda da göründüğü gibi tündük, yani çatı kısmı üç taraftan desteklenmektedir. Sönmeyen ateşin başındaki kadın ise savaştan hiç dönmeyen ailesindeki erkekleri bekleyen kadını temsil etmektedir. Çünkü bu savaşta; birçok kişi evladını, eşini, babasını kaybetmiştir. Bu arada bunun gibi sönmeyen ateş adlı yapıları bugün Kazakistan'da ve Özbekistan'da da görmek mümkün. Tabii başka mimariyle.

FİLARMONİYA


1936 Yılında kurulan Toktogul Satılganov adındaki Kırgız Ulusal Filarmonisi her yıl çeşitli etkinlikliklere ev sahipliği yapıyor. Tiyatro, bale, opere gibi gösterilerin sergilendiği bu binanın hemen önünde ünlü heykeltıraş Tınıbek Sadıkov'un yapmış olduğu "Ejderle Savaşan Manas" heykeli de yer almakta.

TINIBEK SADIKOV GÜZEL SANATLAR MÜZESİ


Kırgızistan'ın pek çok yerinde önemli eserler bırakan heykeltıraş Tınıbek Sadıkov'un geride bırakmış olduğu eserlerinden bazıları bugün kendi adıyla kurulan bu müzede yer almakta.  Müzeye giriş ise ücretsiz.

MİHAİL FRUNZE'NİN EVİ ve MÜZESİ


Bişkek doğumlu Bolşevik komutanı Mihail Frunze adına yapılan müze bugün Mihail Frunze'nin evinin bulunduğu yerin hemen üstüne yapılmış. Üç katlı olan müzenin en üst katında M.Frunze'ye ait kıyafetler, silahlar, kendisine gelen hediyeler ve evrakları yer alırken ikinci katta; elde ettiği başarılar neticesinde kendi adının verildiği o zamanki Bişkek şehrinin anahtarı, yazdığı kitabın çeşitli dillerde kopyaları ve müzik aletleri, madalyalar yer almakta. Müzenin en alt katında ise; M.Frunze'nin evi yer almakta ve bugün içinde o dönemde kullandığı eşyaları görmeniz mümkün. Bu arada müzeye giriş ücreti: 100 Som. (Tarih: 18.07.2018)

DUBOVİY PARK (MEŞE PARKI)


Bir tarafını eski meşe ağaçlarının diğer tarafını ünlü heykeltıraşların yapmış olduğu heykellerin oluşturduğu Duboviy (Meşe) Parkı sessiz sakin bir ortam arayan Bişkekliler için vazgeçilmez yerler arasında. Parkın genelini genç nüfus oluştursa da, yaşlı kesim de, parkta yer alan fıskiyelerin sıcak yaz ayında oluşturduğu serinlikten nasibini almak için parka gelmeyi ihmal etmiyor. Ayrıca parkta önemli şahsiyetlerin heykelleri de yer alıyor.

GAPAR AYTİEV ULUSAL GÜZEL SANATLAR MÜZESİ


Kırgız ressam Gapar Aytiev'in adıyla anılan Ulusal Güzel Sanatlar Müzesi, içerisinde birbirinden harika eserler barındırıyor. Gri Sovyet Rusya mimarisine sahip olan müze, içinde yer alan renkli sanat eserleriyle görülmeye değer yerler arasında. İki katlı müzede yağlıboya tablolar, heykeller, kilimler, Kırgız geleneksel kıyafet ve takıları ve göçmen yaşama dair eşyalar yer alıyor. Müze ayrıca belli zamanlar dahilinde çeşitli ülkeden gelen sanat eserlerine de ev sahipliği yapıyor. Bu arada müzeye giriş ücreti: 100 Som. (Tarih: 18.07.2018)

KURMANCAN DATKA MEYDANI ve RESSAMLAR SOKAĞI


Kurmancan Datka Kırgız halkı için sadece bir kadın değil. O hem bir anne, hem bir eş hem de bir kahraman. Evlendiği ilk eşini bırakıp baba evine dönecek ve sevdiği adamla da evlenecek kadar cesur. Yalnız sevdiği adamı suikaste kurban verecek kadar da kadersiz aynı zamanda. Evlendiği ikinci eşi bir boyun lideridir ve kendisine suikast kurulup da öldürüldüğünde Kurmancan çocuklarıyla biçare ortada kalır ama yılmaz ve boyun liderliğini üstüne alarak "datka" (O zaman ki vali) ünvanının sahibi olur. Yıllarca halkını koruyan Kurmancan Datka, Rusların tüm çabalarına rağmen topraklarını korumayı başarır ama halkının ölümüne de şahit olur ve bu duruma daha fazla dayanamayarak teslim olmayı kabul eder. Kendisine yine halkını yönetmesi için izin verilir. Kurmancan Datka sırf halkını korumak için oğlunun Ruslar tarafından öldürülmesine göz yummak zorunda kalacaktır ve nihayetinde de öyle olur. Gözlerini bir dakika için kapatır ve gözlerini açtığında oğlu idam edilmiştir.
Bugün Kurmancan Datka heykelinin bulunduğu bu alan çeşitli etkinlikliklere de ev sahipliği yapmaktadır. 21 Mart'ta ki Bahar Bayramı (Nevruz) da bunlardan sadece biri. Yazın ise bu alan; satranç oynayan insanlara ev sahipliği yapmakta.


Kurmancan Datka heykelinin bulunduğu yerde kurulu olan ressamlar sokağı birbirinden harika resimlerle turistleri kendine çekmeyi başarıyor. Ortaya koyulan eserler o kadar harika ki, kendinizi ister istemez saatlerce resimlere bakarken buluyorsunuz bazen. Bu arada resimler dolar üzerinden satışa sunulmuş durumda.

KUTSAL DİRİLİŞ RUS ORTODOKS KATEDRALİ


2015 yılında yapımı tamamlanarak Kırgızistan'daki sayılı katedraller arasında yerini alan Kutsal Diriliş Rus Ortodoks Katedrali bugün Rus mimarisinin eşsiz güzelliklerini gözler önüne sermekte. Birbirinden harika fresklerin duvarlarını süslediği katedralin başka dikkat çekici özelliği ise; tütsülerin ortama yaydığı muhteşem koku. Ayrıca katedrali ayin günlerinde ziyaret ederseniz birbirinden harika ilahileri de dinleyebilirsiniz. 

TOKMOK - KARAHANLILAR, BURANA MİNARESİ


Çüy Bölgesi'nin yönetim merkezi olan Tokmok şehrinde yer alan Burana Munarası (Minaresi, Kulesi) İslamiyeti topluca kabul eden ilk Türk devleti tarafından, yani Karahanlılar tarafından yapılmış. Normalde daha uzun inşa edilmiş olan minare, bölgede gerçekleşen depremlerden dolayı zamanla yıkılmış ve şimdiki haline de Sovyet Kırgızistan döneminde yapılan restorasyonlar sayesinde kavuşmuş. Bugün aynı alanda minareyle birlikte: balbanları, mezar taşlarını, taştan yapılmış tarım aletlerini ve taşların üstüne çizilmiş olan resimleri görmeniz mümkün. Ayrıca bölgeye inşa edilmiş olan müzenin içinde Karahanlılar döneminden kalma kap kacaklar ve takılar da yer almakta. Tanrı dağlarına yakın olmasıyla da eşsiz bir manzaraya sahip olan Burana Minaresi, yaz kış görülmeye değer yerler arasında.

ALAMÜDÜN - KIRGIZLARIN ACI TARİHİ (ATA BEYİT) ve ALA ARÇA


Kırgızistan dağlarının arasında yer alan "Ata-Beyit" (Babaların Mezarı), Sovyet Rusya'nın tüm caniliğini yansıtır nitelikte. Bugün Cengiz Aytmatov'un mezarının da yer aldığı bu alan, 138 aydına mezar olmuş vakti zamanında. Aralarında Cengiz Aytmatov'un babası Törökul Aymatov'da bulunduğu 138 aydın Lenin'in askerleri tarafında bu yerde kurşunlanarak öldürülür ve toprağa gömülür. Bu duruma o bölgede güvenlik görevlisi olarak çalışan Abıkan Kıdıraliev şahit olur ve korkusundan birşey söyleyemez. Daha sonra bu adam; o zamanlar küçük olan kızına ölüm döşeğinde vasiyette bulunarak bu yeri kızına anlatır ve aydınlık günler geldiğinde burayı yetkililere bildirmesini söyler. Bugün bu yer o güvenlik görevlisinin kızı sayesinde bulunmuş.  Bugün bu öldürülen kişilerin yanlarında bulunan eşyalar hemen o bölgeye inşa edilen müzede yer almaktadır. Şimdiden söyleyeyim tüyleriniz diken diken oluyor. Bu arada 7 Nisan'da Kırgızistan'da gerçekleşen halk ayaklanmasında hayatı kaybeden insanların mezarları da bu bölgede yer almaktadır.

ALA-ARÇA MİLLİ PARKI

Resim Kaynak: TRT AVAZ Facebook Sayfası
Çoğunlukla şehir hayatından kaçmak isteyenlerin tercih ettiği Ala-Arça Milli Parkı doğal güzellikleri açısından görülmeye değer yerler arasında. Başkent Bişkek'ten 41 kilometre uzaklıkta yer alan parkın içinde bir de nehir bulunmakta. Parka adını veren arça (ardıç) ağacını ise parkın hemen hemen her yerinde görmeniz mümkün. Bu arada bu ağaç türü Kırgızlar için ayrı bir öneme sahip.
Kırgızlar bu ağacı kutsal olarak nitelendirmekte ve bu ağacın (arça/ardıç) dallarını Nevruz'da evin içinde, ilk çocuk doğduğunda beşiğinin başında yakarak sözde kötü ruhları aile üyelerinden ve evden uzaklaştırdıklarına inanmakta.
Yazının Tamamını İnceleyin...

Narın Gezisi #2 [Çoñ Tuz (Büyük Tuz) ve Küygön Suu (Yanan Ateş)]


Kırgızistan'ın Narın Bölgesi'ndeki Koçkor semtinde yer alan Çoñ Tuz (Büyük Tuz) Mağarası 1950'li yıllarda Koreliler tarafından keşfedilmiş.


Uzun süreler boyunca bu mağaradan çıkarılan tuz, halkın tuz ihtiyacını da karşılamış. Günümüzde bu mağaralar sadece turist çekmek için kullanılmakta. Nasıl mı? - Bu mağaralar astım hastalığına ve çeşitli hastalıklara iyi geliyor da ondan.


Dağlardakilerin kar olduğunu sakın düşünmeyin çünkü; bu beyazlık aslında tuz.


Mağaraya bu evin içinden giriliyor. Yani giriş yukarıda görmüş olduğunuz metal kapı değil.


Tuz mağarasının girişi. 
Mağara böyle kirişler ile desteklenmiş durumda.


Mağara duvarına böyle şekiller verilmiş. Daha ilerileye doğru adım attığınızda ise sizi mağaranın içerisinde yer alan misafirheneler (odalar) ve sinema salonu karşılıyor.


Mağaranın içinde küçük bir göl bile var. Hatta bu gölün hemen üstüne çiçekler asılmış durumda.



Bu mağaraya giriş ise oldukça pahalı: 1500 Som. Yani, 75-80 TL civarında. Tabi pazarlıkla bu fiyatı da aşağıya çekebilirsiniz.


Mağaranın içinden dilerseniz kaya tuzu da alabilirsiniz. Ben küçüğünü aldım ama adam özellikle büyüğünü verdi. Böylelikle iki kaya tuzum oldu. Bunları dövüp toz haline getirdikten sonra koklarsanız nefesinizi yenileyip yine astım tedavisinde kullanabilirmişsiniz.


Bu arada tuz mağaraları dağın altını tamamen kaplıyor diyebiliriz sanırım.Yani oldukça büyük.


Mağaradan ayrılıp tekrar Koçkor'un merkezine dönmek istediğimizdeyse, yol üzerinde böyle ilginç bir tabiat harikasıyla karşılıyoruz. Adı: Küygön Suu. Yani; Yanan Su. Kısa bir videoyu da buraya ekliyorum merak edenler için. Su harbiden yanıyor ve aynı zamanda içilebiliyor.

 
Ve Narın'a veda ediyoruz. Açıkçası şunu söylemeliyim ki, eğer doğa aşığıysanız Narın tam size göre bir yer. Aşağıdaki manzaralar bile bunu kanıtlar nitelikte zaten.

 

Bu arada manzara da yer alan yerin göl manzarası olduğunu sakın düşünmeyin. Bu yer aslında baraj. Yanlız bu barajda yer alan su direk dağdan geldiği için mi bilemiyorum ama gerçekten muhteşem bir renge ve berraklığa sahip.
Yazının Tamamını İnceleyin...