Narın Gezisi #1 [At Başı ve Taş Rabat]


Dağlarıyla ünlü Kırgızistan'ın Narın Bölgesi'nden Selamlar.
Narın'ın At Başı ilçesindeyim ve ilçenin meydanında göze çarpan ilk şey ilçenin adına yakışır at başı heykeli. Oldukça büyük olan bu heykelin bir benzeri bildiğim kadarıyla başka bir ülkede de yer almakta ama maalasef hangisi olduğunu hatırlayamıyorum.


Narın Bölgesi her ne kadar tarihi yapılar açısından kendini kanıtlayamamış olsa da, ülke dağlarıyla, Kırgızistan'ın geleneksel yemeği olan ve cılkı (yılkı atı) etinden yapılan Beş Parmak yemeğiyle adını duyurmuş durumda. Bu yemeğin asıl adı da Narınmış zaten. Beş parmakla yenildiği için zamanla bu adı almış.


'Tarihi yapılar açısından kendini kanıtlayamamış!' dedim ama bölgede tarihi yapılar olmadığını düşünmeyin sakın. Bu bölgede yer alan ve ne zaman yapıldığı bilinmeyen Taş Rabat adındaki kervansaray görülmeye değer yerler arasında. Dağların arasındaki bu yer bulunduğu konum itibariyle de sizi büyülüyor.


Doğayla iç içe olan bu tarihi yapı tamamen taşlardan yapılmış durumda. Zamanla hasar görüldüğü için yapı onarılmış ama, bu tarihi dokuyu bozmuş bence. Zira yapıda beyaz bir madde kullanılmış (alçı veya çimento olabilir) ve bu durum yapı içerisindeki görüntüyü bariz şekilde bozmuş.


Bu arada Taş Rabat'a girmek için Kırgızlar 20 Som (1.30 TL), yabancı ülke vatandaşları ise; 100 som (5 TL) ödemek zorunda. (Yani klasik turisti kazıkla metodu.) Ben Kırgız arkadaşımın yardımı sayesinde ücret olarak 50 Som (2.50 TL) ödeyip bu tarihi yapıya öyle girdim. (Pazarlığı bu ülke sayesinde öğrendim valla. ^_^ )


Her ne kadar resimlerde güneş görünse de bu duruma sakın aldanmayın. Taş Rabat ve çevresi felaket derecede soğuk. Zaten Narın, Kırgızistan'ın en soğuk yeri olarak kabul ediliyor. Hatta öyle ki, Taş Rabat'ın bazı odalarında yerler buz tutmaya başlamıştı. Yanlız bu soğuğa rağmen piknik gerçekten müthiş oluyor. Kırgız arkadaşım Karlıgaç sayesinde ilk Kımız (At sütü) deneyimimi de burada yaşadım.


Kapıdan ilk girdiğinizde sizi böyle bir manzara karşılıyor. Sağda ve solda bölmeler yer almakta. Bunların her biri birer oda ilk girdiğinizde ama, şöyle de bir durum var ki, bir oda içerisinde bazen 3-4 bölme daha çıkabiliyor. Hatta bazı odalar çok karanlık olduğu için dikkat etmek gerekiyor. Zira bu odaların bazılarında oldukça derin çukurlar yer almakta.


Oda içerisindeki oksijen ihtiyacıysa, her odanın çatısında yer alan hava kanallarıyla sağlanmış durumda. Bu hava kanallarının çağrıştırdığı ilk şeyse, geleneksel Kırgız evleri, yani Boz üyler. (Onlarda da dairesel kubbemsi bir yapı ve bu yapıda olduğu gibi pencere görevi gören bir açıklık yer almakta.)

 

Bu da çatıdan o hava kanallarının sadece birinin görünüşü.


Girişin tam karşısındaysa, bölmelerin olduğu bir avlu ve bu avlunun tam ortasındaysa ocak yer almakta.


Bu alan kervancıların yemek yiyip eğlendiği ve belki de dansçıların dans ettiği, kervancıların kahkaha atıp sohbet ettiği bir alan olabilir.


Avlu kısmının çatıdan görünüşü ise bu şekilde. Bu kısım önceden açıkmış ama onarım aşamasında kapatılmış. Hasar gördüğü için mi açıkmış, yoksa ilk halinde mi açıkmış bilemiyorum. Yalnız dediğim gibi onarımda kullanılan beyaz yapı özellikle bu çatı kısmının iç kısmında kendini gösteriyor ve bu maalesef pekte iyi durmuyor.


Yalnız, manzara müthiş değil mi?
Bu alanda yer alan boz üylerde (gelenesel Kırgız evi), sırf bu yüzden kalmak istiyor insan. Bu evlerde günlük konaklama ücreti ise, kişi başı: 600-700 Som (30-35 TL).


Taş Rabat'ın hemen aşağısından ise, bir akarsu yer almakta. Suyu o kadar temiz ki, bu eşsiz manzaraya resmen renk katıyor diyebiliriz sanırım.


Kuş cıvıltıları arasında Taş Rabat'tan ayrılırken de sizi yol boyuca birbirinden harika güzellikler uğurluyor. Bu muzoo (buzağı) da onlardan sadece biri.


Maalesef resmini çekemediğim hayvanlar da oldu bu gezimde. Mesela; topozlar ve köstebekler gibi. Onlar da bizi uğurlayanlar arasındaydı zira.


Evet, hayvanların eşliğinde Çin'in hemen sınırında yer alan Taş-Rabat'tan ayrıldıktan sonra da At Başı'na geri döndüm ve burada arkadaşım Karlıgaç'ın (Kırlangıç) sofrasına misafir oldum. Yemek yiyip sohbet ettikten kısa bir süre sonra da yine bu ilçe de yer alan Taş Rabat adında bir ponsiyonda günlüğü 400 Som'dan (20-21 TL) kaldım. Yani bir Taş Rabat'tan diğer Taş Rabat'a konuk oldum.

Son olarak bir şeyden daha bahsetmek istiyorum. Narın'ın bu ilçesinde yaşayan insanlar Türkiye'deki Anadolu insanı gibi. Yani nasıl Anadolu'da insanlar birbirini tanıyıp yardımlaşıyorsa, burada da öyle bir durum var. Yol boyunca taksicilerle sohbet ettim, şakalaştım. İnsanlar birbirini tanıyor vesaire. Yani bu yer tam bir Anadolu köyü. Ya da buraya göre adlandırmak gerekirse "Orta Asya Köyü".

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder