Isık-Köl (Göl) Gezisi #8 [Karakol ve Kutsal Ruh Katedrali]


Kırgızistan'ın Isık Köl  Bölgesi'ndeki Karakol şehrinde yer alan Kutsal Ruh Katedrali (Karakol Katedrali) 1895'den beri bu şehrin önemli simgelerinden biri haline gelmiş. Tamamen ahşap yapıdan oluşan bu Rus Ortodoks Katedralini ben de bir ayin sırasında ziyaret etme fırsatı buldum. Hava ne kadar yağmurlu ve kapalı olsa da, Katedralin içi oldukça doluydu ve bu yüzden ayin bitene kadar dışarıda beklemeyi tercih ettim.
Hava haliyle yağmurlu olduğu için de Katedralin bahçesinde bulunan kamelyanın altına sığındım. Kamelyanın hemen altında çelikten yapılma variller yer almaktaydı ve üstleri de içine herhangi bir kir (pislik) girme ihtimaline karşılık tamamen beyaz kumaşlar ile kapatılmıştı. Daha sonra bu varillerin kutsal su ile dolu olduğunu öğrendim. Ayinden çıkanlar bu yere gelerek yanlarında getirdikleri pet şişelere varillerde yer alan kutsal sudan dolduruyordu.


Bu kamelyanın altında uzunca bir süre kaldığım için haliyle etrafı da inceleme fırsatı buldum. Aynı zamanda kamelyada yer alan resimleri de fark etmiş oldum.
Kamelyanın iç yüzeyinde genellikle azizeler yer alırken, dış yüzeyinde azizler yer alıyordu.

 

Bu arada ayin bittiğinde insanlar da yavaş yavaş dışarıya çıkmaya başladı. Dikkatimi çeken şeyse, ayine katılan insanların katedralden çıktıktan sonra yüzleri katedrale bakacak şekilde üç kere baba, oğul ve kutsal ruh'u temsil eden haç işaretini yapmaları ve haç işaretini her yaptıklarında ayak uçlarına kadar eğilmeleriydi. Aynı şekilde bahçe çıkışına yaklaştıklarında da sırtları bahçe kapısına bakacak şekilde yüzlerini katedrale dönerek bu işareti yinelediler.


Üstteki resim kamelya tarafından görülen katedral duvarı. Dikkat ettiyseniz bu tarafta bir kapı mevcut. Buraya özellikle dikkatinizi çekmek istedim çünkü, aynı şekilde önde ve katedralin bahçe kapısının olduğu tarafta da bir kapı mevcut. Bunun nedeninin de "Tanrının kapısı herkese açıktır!" anlayışından kaynaklandığını düşünüyorum.


Ön taraf, giriş kapısı.


Bahçe tarafına bakan kapı.

Ayin bittiğinde ise içeriye girdim. Maalesef katedralin içinde fotoğraf çekmek yasaktı ama gizlice iki kare fotoğrafı yanımda bulunan bir arkadaşımın sayesinde edinebildim.


Katedralin içi ayine özel olarak çiçeklerle donatılmış ve mumlar yakılmıştı. Daha sonra ilgimi çeken şey ise; ayinde yer alan kişilerin ayin bittikten hemen sonra ellerinde makaslarla etrafa yerleştirilmiş ağaçların dallarını budaması ve yine yanlarında taşıdıkları poşetlere bu budadıkları yaprakları koyması oldu. Aynı zamanda katedralin zemini de kaygan bir maddeyle kaplanmıştı ve zemine yeşil otlar yayılmıştı. İnsanlar yine aynı şekilde bu otları da ayin bittikten sonra poşetlerine doldurmaya başladı.


Yukarıdaki görselin kalitesinin maalesef beter olduğunu biliyorum ama size göstermem gereken bir şey olduğu için eklemek zorunda kaldım. Sağ tarafta yer alan kırmızı kıyafetli bayan da yine o ağacın dallarını budayanlardan birisi. Elindeki makası bariz bir şekilde görebilirsiniz. Kendisi bana ve arkadaşıma bu ağacın dalından alabileceğimizi söyledi ve bende ayıp olmaması adına sadece bir yaprak kopardım. Daha sonra içeriyi incelerken kendisi yanımıza geldi ve elinde bir ağaç dalı vardı. Ağaç dalını bana uzatarak almamı söyledi. Daha sonra ise Rusça bilip bilmediğimizi sorarak bize bir şeyler anlattı. Sağolsun arkadaşım benim için çeviri yaptı. Hanımefendi: "Bu ağacın size şans getireceğini inanıyorum. Normalde bu ağaçtan bir dal alanlar bunu dışarıya çıktıklarında atıyorlar ama, siz atmayın bu çok kutsal bir ağaç" -demiş. Bende bu bayanın sözünü dinledim ve o zamandan beri dalı defterimin arasında taşıyorum. Aynı zamanda bu dalın her bir yaprağını sıkıntı anında kullanabilirmişiz. Sanırım yakmak gerek ama bilmiyorum. Ben sadece defterimin arasında bulunduracağım sanırım.


Bu da katedralin çatısından bir görüntü. Gerçekten görülmesi gereken yerlerden. Bu arada katedralin içinde birde hediyelik eşya dükkanı var.


Yani kısacası, eğer yolunuz Kırgızistan'a, hele ki Karakol'a düşerse: mutlaka Kutsal Ruh Katedrali'ne uğrayın.

Bu arada bir ek bilgi de paylaşmak istiyorum. Bu yere Karakol adının verilmesinin sebebi; buraya gelen ilk insanların (Türklerin) toprağa ellerini sürdüklerinde ellerinin kararmasıymış. Benden söylemesi...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder