Isık-Köl (Göl) Gezisi #1 [Çolpon-Ata, Issık Göl, Zafer Anıtı]

Kırgızistan'ın incisi olarak kabul edilen ve dünyanın en büyük ikinci dağ gölü olan Isık Köl (Göl)'deyim. Bu gölün adı Türkçeye çevirdiğimizde "Sıcak Göl" anlamına geliyor. Böyle adlandırılmasının sebebi ise göl suyunun hiçbir zaman donmaması.
Bişkek'ten Isık Köl Bölgesine gitmek için öncelikle Çolpon Ata'ya veya başka bir şehire gitmeniz gerekiyor. En erken tren seferi on altısına olduğu için mecburen karayolunu tercih ettik. Karayoluyla Bişkek-Çolpon Ata arası marşutka dediğimiz servis araçlarıyla ile yaklaşık olarak  4- 4,5 saat sürüyor.
Ücret olarak ise; 280 som (14,5 TL). Eğer trenle gitseydik Bişkek-Balıkçı arası gidecektik ki, bu da en fazla 100 somdu (5.19 TL) Yanlız şunu belirtmeliyim ki, trenle gitseydik Çolpon-Ata'ya ulaşmak için yine 1-2 saat yol gitmeliydik.


Çolpon-Ata otobüs durağına vardığımızda Rus bir beyle karşılaştık. Kendisi az sarhoştu ama çat pat bildiği Kırgızca ile bize hemen yolun karşında, Issık Göl'e 10 dakika uzaklıkta bir ev buldu. Böylelikle Cüzümkan Teyzemiz ile tanışmış olduk.


Cüzümkan Ece (Abla / Bazen saygılı ifade şekliyle Teyze) emekli bir fizik öğretmeni. Oğlu, gelini ve torunlarıyla Kırgızistan'ın Issık Köl (Göl) bölgesindeki Çolpon-Ata şehrinde küçük bir pansiyonu işletiyorlar. Evde tam bir saygı hakim. Belki yanlış anlarlar diye kaldığımız odaların parasını oğlunu vermek istedim ama o da Cüzümkan Teyzemizi göstererek anneme ver dedi. Bende haliyle oda ücretini teyzemize uzattım. Benden parayı alan teyzemiz de parayı hemen evin erkeği olan oğluna uzattı.

Evlerinde bir gün konakladık ama bu arada teyzemiz hiç boş durmadı. Bu yaşına (67) rağmen oruç tutan Cüzümkan Ece kapıları ve diğer odayı boyadı. Biz evden ayrılırken en son resimde görülen dolabı boyamakla meşguldü. 'Resminizi çekebilir miyim?' diye sorduğumda ise seve seve kabul etti ve hemen başörtüsünü çıkarıp saçlarını düzeltti ve başörtüsünü de ellerinin arasına aldı. Anlayacağınız bizde Anadolu kadını varsa, Kırgızistan'da da Asya veya Orta Asya Kadını var.

Bu arada Cüzümkan Ecemizin evinde kalmak için kişi başı 300 som ( 15,50 TL) ödedik. Normalda oda ücreti kişi başı 400 somdu (20,75 TL) ama teyzemiz hem öğrenci olduğumuz, hem de turizm mevsimi olmadığı için indirim yaparak kişi başı 300 som ücret almayı kabul etti. Bu arada turizm mevsimi olsa 600-700 somdan (30-35 TL) aşağıya düşmeyeceğini de söyledi. Diğer bir konu da Antalya'da kızı varmış. "Çok para veren bir iş bulursanız kızıma haber verin de çalışsın!" diyerek ekledi sözüne. Kulağıma küpe. Bulursam teyzemin kızına haber vereceğim mutlaka. Kısmet...

Eşyalarımızı kalacağımız odaya bırakıp teyzemizin torunu aracılığıyla 10 dakika uzaklıktaki Issık Göl'e doğru yürüdük ve o muhteşem manzarayla karşılaştık.


Issık Köl, Kırgızistan'ın turizm açısından en önemli yerlerinden biri. Sovyetler zamanında Rusların da tatil yeri olarak belirlediği bu göl bugünde hâlâ rağbet gören yerlerden biri. Dünyanın en büyük 2. Dağ gölü olmasının da büyük ihtimalle buna bir etkisi olduğu söylenebilir ama göl dupduru suyu ve sapsarı kumlarıyla bile ilgiyi hak ediyor. Öyle ki, bu gölün adına şiirler yazılıyor.Bu da göle ne kadar ilgi olduğunu gösteriyor. Bu arada bu yerde yaşayanlardan bazıları Rusların etkisiyle konuşma dilini Rusça'ya çekmiş durumda. Öyle ki, bazen Rusça kelimelere Kırgızca ekler getirerek konuşuyorlar. Bazılarıysa, Kırgızca bilmesine rağmen Rusça konuşuyor.


Gölden sonra 1 KM öteride yer alan Ruh-Ordo adlı kültür ve medeniyet müzesini ziyaret etmek için yola koyulduk. Yol üzerinde ise eski bir parka denk geldik. Bu parkta iki  heykel vardı. Daha önceden bize evi bulan adam o sırada parkta yer almaktaydı. Meğerse bu parkta çalışıyormuş abimiz sezon açıldığında. Yine çat pat Kırgızca-Rusça konuşan abimizle zar zor anlaştık ve  bize yukarıdaki resimde yer alanın Çolpon (Çoban Yıldızı demek.) olduğunu ve aşağıdaki resimde yer alanın ise Bata beren (Dua eden) kız olduğunu söyledi.


Yol 1 KM idi ama, biz yol boyunca böyle güzelliklere denk geldiğimiz için haliyle yolu biraz uzattık. Aynı güzergahta birde Zafer Anıtına denk geldik.


Bu anıt 1941-1945 yıllarında Sovyet Rusya ile Nazi Almanyasında arasında patlak veren savaşta hayatını kaybeden Kırgız vatandaşları için yapılmış.


Resimde görülen tank, o zamanda kullanılan tankların temsilisi niteliğinde Mayıs 2015'te Ata Mekan savaşlarının zaferi bahabında, 70.yılında, bu anıtın hemen yanına konulmuş.

Bu anıtta adı bulunan Kırgız şehitleri için de dua ettikten sonra yolumuza devam ettik ve sonunda Ruh-Ordo'ya ulaştık.

Burada yazımı bitirmek istiyorum, zira Ruh-Ordo çok büyük ve muhteşem bir yerdi. Belki 7-8 bölüme bölmek bile gerekebilir. Bu yüzden Ruh-Ordo yazısını daha sonra blogumda bulabilirsiniz diyerek şimdilik veda ediyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder