Burana Munarası [Kulesi]

Değerli yol arkadaşlarım, sırdaaşlarım nasılsınız bakalım? Beni sorarsanız gayet iyiyim çünkü: bu haftasonu okul arkadaşlarımla birlikte bir tarih turuna çıkıp Karahanlılar döneminden kalma Burana Munarası'na [Kulesi] gittik. Gerçekten çok güzel bir yerdi. Rüzgarın çimenlerle vals yaptığı, muhteşem dağ manzaraların sizi karşıladığı bu tarihi dokuyu Kırgızistan'a gelirseniz görülecek yerler arasına yazın bence. Gelin şimdi de birlikte bu tarihi dokuya bir göz atalım isterseniz.

Burana Munarası (Minaresi) Kırgızistan'ın Çüy Bölgesindeki Tokmok şehrinde. Oraya Bişkek'in merkezinden yaklaşık 1 - 1,5 saatlik araba yolculuğu sonucunda vardık.


Tokmok şehrinde sizi böyle bir heykel karşılıyor. Bizim vaktimiz olmadığı için fotoğraf çektiremedik. Aynı zamanda dört yolun kesilişi olduğu için arabalar o tarafa geçişinizi zorlaştırıyordu ama hemen karşısında Manap Biy [Kahraman Manap] heykeli yer almakta. Dilerseniz fotoğraf çekilebilirsiniz.


Sol tarafında ise Kırgızistan'a bu zamana kadar olan ihanetler için bir anıt yer almakta. Yüzyıl İhanetleri Anıtı. Ben uzaktan gördüm ama yanına gitmedim arabamız kalkıyor diye, ama arkadaşımın çekmiş olduğu bir resmi şuraya bırakayım merak edenler için.
Not: Kalitesi düşük lütfen kusura bakmayın.


Oradan direk yolumuza devam ederek Burana Munarası'na ulaştık. Kapıda bizi Balbanlar karşıladı. Kapının hemen üstündeyse Tündük dediğimiz geleneksel Kırgız çadırlarının (Boz Üy) çatı kısmında olan merkezi nokta yer almaktaydı.


Burana'ya çıkmak, müzeye girmek ve balbanları, mezar taşlarını ve daha fazlasını görmek için eğer yüz kişilik bir grupla giderseniz 20 Som (1,25 TL), eğer yüz kişilik gruptan azsanız kişi başı 50 Som (3 TL) gibi bir ücret ödemeniz gerekiyor. Biz okulla birlikte gittiğimiz için 20 Som ödeme yaptık. Türkiye'ye göre gerçekten çok ucuz.

Kapıdan geçtiğinizde sağ tarafta sizi Karahanlılar Devletinin hanlarına, liderlerine ait kümbeti karşılıyor.


 Tabelada şöyle yazıyor: " 9.-12. yüzyıllarda Minarenin yanında kümbet de vardı. O birkaç mozoleden oluşuyor. Onların kalıntıları (izleri)  ve onların çevresinde görünenler korunmuş. Kümbetler şehir liderlerinin kemiklerinin koyulduğu yer."

Görünüş olarak böyle:


Bu da Burana'nın tepesinden çektiğim başka bir kümbet.


Ondan sonra Burana'nın tepesine çıkmayı bekleyenlerin sırası çok olduğu için o kısım boşalana kadar balbanları, mezar taşlarını, taşlar üzerine kazınmış hayvan (Teke) resimlerini ve Karahanlıların el sanatlarına ait birkaç örneğe göz atmaya başladık. İşte sıraasıyla onlar.

Balbanlar


    

Mezar Taşları


" Epigrafik Yazı Anıtları
Mezar başına Arap harfiyle yazılıp koyulan kalın anıtlar. Burana şehrinin çevresindeki taşlar. 15. ve 20.yüzyılın birinci yarımına ait."



Afgan arkadaşımın yardımıyla metinleri az çok anlayabildik. Metinler taşın hem arkasına, hem önüne yazılmıştı. Sol tarafdaki metin: "Her canlı ölümü tadacaktır." diye başlayıp ölen kişinin ölüm tarihi ve adıyla birlikte kim olduğuyla devam ediyor. Eğer arkadaşım doğru çevirdiyse sağ taraftaki kişi de sekiz yaşlarında bir kızın mezar taşı olmalı. Allah mekanlarını cennet etsin diyelim.

Taşlar Üzerindeki Resimler (Avcı ve Teke)



Karahanlıların İş Araçları


"Taştan yapılan iş araçları
Bizim devirin 10. - 12.yy ve 18. - 20.yy ait mala taşlar (Tarım aleti), değirmen taşları, el değirmeni v.b. Bunların çoğunluğu Burana şehrinin etrafında bulundu."




Burayı da gezdikten sonra uzaktan uzağa Burana Munarası'nı [Minare] gözüme kestirdim.


Burana'nın tepesine çıkmak sandığınız kadar kolay değil. Munaranın tepesine çıkmak için dar bir merdiven sınavıyla karşılaşıyorsunuz. O kadar dar ve kıvrımlı ki benim gibi şişman olanlar hiç denemesin bile.



Munara'nın boyu önceden daha uzunmuş ama çok eskiden depremlerden zarar gördüğü için şu anki halini almış. Şu anda 27 metre boyunda. Üstteki resimde görmüş olduğunuz gibi dışarıdaki demir merdivenler ile ancak kapıya ulaşabiliyorsunuz. Büyük ihtimalle eskiden gözetleme kulesi olarak kullanılmasının bununla bir ilgisi var. Başka bir kısma dikkatinizi çekmem gerekirse de sağ taraftaki tepecik aslında eskiden camiymiş. Şu anki haliyse gördüğünüz gibi bir tepeyi andırıyor.


Sovyet Kırgızistan'ı zamanında restore edilen Burana'nın dış görünüşü ise bu şekilde.
Bir de Burana hakkında bir efsane var. Hikaye olarak bizim Kız Kulesi hikayesinin aynısı. Hükümdarın Kızı öleceği öğrenilerek bu kuleye kapatılır ama maalesef sonunda kaderinden kaçamayarak yemek sepetindeki bir böcek yüzündendi zannedersem ölür. Hatırlarsanız bu hikaye Kız Kulesi hikayesiyle birebir örtüşüyor ama bizim prensesimiz yemek sepetinde gelen yılan yüzünden ölüyordu.


Burana'ya çıkmışken resim çektirmesek olmazdı. Maalesef Türk bayrağımı yanıma almak aklıma gelmediği için bin pişmanım. Herkes Kırgız Bayrağı ile resim çektiriyordu ve bende öyle yaptım. Kırgızistan'da bende artık bir Kırgızım.


Burana'dan indikten sonra aşağıda bir müze görüp hemen içeriye daldım. İçeride fotoğraf çekmek yasaktı ama ben gizli gizli video çekmeyi başardım. Hehehe...

Şimdi sizi o kısa video ile başbaşa bırakıyorum.Video gizli çekildiği için kalitesi pek iyi değil. Kusura bakmayın lütfen!


Bir dahaki yazımda görüşmek dileğiyle. Hoşçakalın!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder